AV. NURAY KALYONCU ŞİMŞEK

COĞRAFİ İŞARET KAVRAMI ÜZERİNE

Bilginin hızla yayıldığı günümüz koşullarında sosyo-ekonomik gelişmelere bağlı olarak insanların tercihleri, talepleri ve alışkanlıkları hızlı bir şekilde değişim göstermektedir. Ana hatları ile çalışma alışkanlıklarımız, iş dünyasındaki tercihlerimiz, yeni meslekler, yeni talepler, alternatif tıp gibi tedavi alışkanlıkları, dinlenme alışkanlıkları, beslenme alışkanlıkları giderek teknolojinin de getirdiği yeniliklerle de birlikte değişimini sürdürmektedir.

Günümüzde teknolojinin gelişimiyle birlikte yeni üretim süreçleri ve ürünlere yol açması, firmaların üretim ve pazarlama aşamalarında yeni üretim yerleri ve piyasalar arayışında olmaları, yeni ürün ve hizmetlerin günlük hayatımıza hızlı bir şekilde girmesine neden olmaktadır.

Özellikle beslenme alışkanlıklarındaki değişimler incelendiğinde; tüketici davranışları ve firma stratejileri sonucunda günümüzde dünya gıda sisteminde piyasalar oluşmuştur.

Bu gelişmelerin olağanüstü bir yöresel ürün potansiyeline sahip olan ülkemizde de etkili olduğu ve yöresel pazarların son yıllarda boyutlarını giderek genişletirken yöresel ürünler ve onların yasal düzlemde koruyucusu olan “coğrafi işaretler” in de gerek bilim ve gerekse kamu ve sivil toplum örgütlerinin ilgi alanına girmeğe başladığı gözlenmektedir.

Fransa “Köken ve Kalite Adlandırmaları Ulusal Enstitüsüne” (INAO)’ne göre yöre “içinde bir tarımsal üretim ve fiziki ortam ile bir beşeri faktörler kümesinin bulunduğu ve bunların arasında karmaşık etkileşimlerin yer aldığı bir sistem, sınırları belirli bir coğrafi alandır”. Bu etkileşimlerden yöresel ürünler olarak adlandırılan kökeni, adı ve ünü bu yöreye ait tipik ve kaliteli ürünler ortaya çıkmaktadır. Tarihi bir derinliği olan ve varlıklarını belirli bir süredir bulundukları yerde sürdüren ve yerel kültürün önemli bir parçasını oluşturan yöresel ürünler, paylaşılan ortak becerilere dayanmakta ve üretildikleri yöre ile aralarında çok güçlü bir bağ bulunmaktadır. Yöresel ürünler tarımsal ürünler ile (şampanya, Florida portakalı, Antigua kahvesi ve Malatya kayısısı gibi) üretim yöresindeki beşeri faktörün üretim gelenekleri ve tekniklerinden kaynaklanan özgün gıda ve el işi ürünlerini (Parma jambonu, Roquefort peyniri, Kayseri pastırması, Ezine peyniri, Çek kristali ve Hereke halısı gibi) kapsamaktadır. [1]

Yöresel ürünler atadan devir alınan geleneksel metotlara göre üretilir (Antep baklavası, kayseri pastırması, Damal bebeği) . Diğer bir özelliği ise belli bir yöre yada bölgenin adı ile tanınır olmasıdır. (İzmit pişmaniyesi, Amasya Elması) .Tarihten günümüze kadar yöre insanları ve ziyaretçiler tarafından defalarca test edilerek, bu kalite ile ünlenir ve bu sayede kalitesi nesiller boyunca aktarılarak standart hale gelir. İşte tam da bu noktada coğrafi işaretler önem kazanmaktadır.

Coğrafi işaret en basit anlamda tarif edilecek olursa; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir.

Coğrafi işaretlere örnek olarak Ardahan Çiçek balı, Kars Kaşarı, Finike Portakalı, Rokfor Peyniri, Tekila, Milas Zeytinyağı, İzmit Pişmaniyesi, Kayseri Pastırması, Oltu Taşı, Antep Kutnu Kumaşı vs. verilebilir.

Coğrafi işaret yine bir malın kökenini gösteren veya kullanılan bir unsur, madde motif, malzeme ya da usul sebebiyle bir alan, yöreye, bölgeye yahut ülkeye yollamada bulunarak, o mala istek ve güven duyulmasını sağlayan coğrafi bir ad veya işarettir.[2]

Bu ürünler, aynı kategorideki diğer ürünlerden farklı ve özel olduklarından, kendine özgü bir sistemle korumaları yönünde eğilimler ortaya çıkmış ve bu amaçla yapılmış olan birçok sözleşme ve hukuki düzenlemede kapsamında ‘’coğrafi işaret’’ kavramı ortaya atılmış ve bu tür özel ürünler korunmaya başlamıştır.[3]

      Yani özetleyecek olursak Coğrafi işaretten söz edebilmek için birinci koşul olarak coğrafi sınırları belirlenmiş bir alan olmalı, bu alana ait doğa ve beşeri unsurlardan kaynaklanan bir ürün olmalı, ürünün karakteristik özellikleri ile coğrafi köken arasında bağlantı olmalı ve ürün belirli bir karakteristik özellik kazanmış olmalıdır.

a)      Türkiye’de coğrafi işaretler hakkında düzenlemeler

 

Türkiye’de coğrafi işaretler konusundaki ilk yasal düzenleme girişimi TBMM’ye 10.10.1961 tarihinde sunulan ‘‘Markalar ve Mense İşaretler Hakkında Kanun ’’ ismini taşıyan kanun teklifi ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Yasalaşmamış, 3.3.1965 tarihinde 551 sayılı Markalar Kanununda coğrafi işaretler bölümüne yer verilmemiştir. İlgili bölümü kanun teklifinden çıkartan Sanayi komisyonu 11.06.1963 tarihli raporunda ‘’menşe işaretlerinin mahiyetinin markadakinden farklı bulmuştur. Bu nevi hükümlerin 1705 sayılı Ticarette Tağşiş’in meni ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkındaki Kanunda yer almasını daha uygun bulacağından’’ bahis konusu teklifteki menşe işaretlerine ayrılan bölümü ve buradaki 7 madde hükmünü metinden çıkarmayı uygun görmüştür. [4]

Coğrafi işaretlerin korunmasına dair ülkemizde ilk yasal düzenleme ise 1995 tarihinde AB Gümrük Birliği çerçevesinde kabul edilen 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ‘’ ile oluşmuştur. Son olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında coğrafi işaretlere değişikliklerle birlikte yer verilmiştir.

Coğrafi İşaretler 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında 2.Kısımda Koruma altına alınmıştır.

Coğrafi işaretlerin diğer sınai mülkiyet haklarından önemli farkı tek bir üreticiye değil, belli şartlar dâhilinde üretim yapan kişilerin tümünü birden korumasıdır.     Çünkü coğrafi işaret

alansal, yöresel, bölgesel, ülkesel genelliğe, bir anlamda anonim özelliğe sahip olup, sağladığı hak belli bir kişiye bağlı olmaz. Bu sebeple coğrafi işaretler hukuki işlemlere de konu olmazlar.[5]

 

[1] Tekelioğlu, Yağız : “Yöresel Ürünler, Coğrafi işaretler ve Türkiye Uygulamaları”, Gastro, Antalya, 2008, s.118, (makale) (Çalışma 2008 yılında Antalya’da İİBF tarafından düzenlenen “Küreselleşme, Demokratikleşme ve Türkiye” konulu uluslararası seminerde Dr. Rana Demirer ile birlikte sunulan “Küreselleşme Sürecinde, Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretlerin Geleceği” başlıklı tebliğden yararlanılarak hazırlanmış bir çalışmadır.)

[2] Bozbel, Savaş, ‘’Fikri Mülkiyet Hukuku’’, İstanbul 2015, s 757

[3] Ilgaz, Deniz; ‘’ Coğrafi İşaretlerin Korunması’’, Dünyada ve Türkiyede durum, Marmara Üniversitesi AT Enstitüsü Avrupa Araştırmaları Dergisi, MJES, c.4 s 119.

[4] Ilgaz, MJES, S 138

[5] Gündoğdu, Gökmen, Türk Hukukunda Coğrafi İşaret Kavramı ve Koruması, İstanbul, 2006, s 80 vd.